Reklam

Twitter

 

Serdar Sarıdağ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Serdar Sarıdağ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ağustos 2012 Pazar

"Quaresma az ya da çok kesinlikle her takıma faydası olur"


Milliyet Gazetesi Beşiktaş Muhabiri Serdar Sarıdağ'a siyah-beyazlı ekipte yaşanan son gelişmeler hakkında kısa bir söyleşi yaptık… Ricardo Quresma, Manuel Fernandes, Almeida ve bugün oynanacak olan Galatasaray derbisi üzerine merak edilenleri sorduk…

Beşiktaş'ta taraftarların en çok konuştuğu konu Ricardo Quaresma'nın siyah -beyazlı ekipteki geleciği. Bu olayda her iki cepheden gelen açıklamaları nasıl değerlendiriyorsun?

Şu bir gerçek Beşiktaş yönetimin başından beri Quaresma taktiğinde yanlış bir yol izliyor. Evet yönetim haklı çünkü yıllık ücreti çok yüksek ve bunu ödemede zorlandıkları da bir gerçek. Madem en baştan beri bir yanlış yapıldı bari bundan sonraki açıklamalarda daha dikkatli olunmalı.

Geçen sezon Carvalhal'de Manuel Fernandes'i kadrodan kesmişti. Portekiz'li futbolcu Q7 gibi bu kadar açıklama yapmamıştı. Quaresma bu konuda yanlış bir yol mu izliyor?

Quaresma yanlış bir yol izlemiyor. Kontrat ne diyorsa onu uyguluyor bu bir gerçek. Fernandes'in durumu çok farklıydı. Fernandes o dönem Guti ile birlikte özel yaşamlarındaki düzensizlik nedeniyle kadro dışı kalmışlardı. Yani ortada idmanlarını bile aksatan bir suç vardı. Quaresma'da ise durum çok daha farklı.

Bu saatten sonra Q7 takıma dönse faydası olur mu? Ya da bu hareket futbolcuları kötü etkiler mi?

Quaresma az ya da çok kesinlikle her takıma faydası olabilecek bir oyuncu. Geri gelirse kendini göstermek için eskisinden daha iyi oynayabilir. Onun takıma geri dönmesi bazı oyuncuları sevindirmeyebilir ama profesyonellik gereği herkes kendi işine bakarsa bu durum olumsuz bir tablo sergilemez.

Almeida ve Fernandes'in mutsuz oldukları için ayrılma isteklerine yönetimin yaklaşımı nasıl?

Yönetim ısrarla durmak istemeyen bir oyuncuyla yola devam etmemeli. Tabi ki ikna edilmeli ama dozajını iyi ayarlamak lazım. Mutsuz bir futbolcudan hiç bir verim alamazsınız.

Bu son dakikada gelen ayrılma taleplerinin ana nedeni nedir?
Almeida'nın ailesi Türkiye'de yaşamak istemiyor. Bu nedenle geldiği günden beri Beşiktaş'tan ayrılmak istiyor. Fernandes ise hem gece hayatında hem de gündüz hayatında insanlar tarafından taciz edilmekten bıkmış durumda.

Beşiktaş iki futbolcunun yerini kalan transfer döneminde doldurabilir mi?
Yeri doldurulmayacak futbolcular Maradona, Pele, Van Basten, Messi, Ronaldo gibi oyunculardır. Bu sınıfın dışındaki bütün futbolcuların yeri doldurulur.

Son soru derbiden nasıl bir sonuç ve futbol bekliyorsun ?
Artık Türkiye'de hiç bir derbi zevk vermiyor. Yöneticilerin sürekli birbirleriyle kavga ettiği, taraftarın taşkınlıkları, misafir takımın seyircisizliği, sahadaki oyuncuların centilmenlik dışı davranışları maalesef derbileri bitirmiştir. Bu derbinin benim için diğer maçlardan bir ayrıcalığı yoktur. Havada beraberlik kokusu var.

9 Ağustos 2012 Perşembe

"Elbet bir gün o alt yapı maçları yine büyük stadyumlarda oynanacak"


SERDAR SARIDAĞ

Avusturya’nın o güzelim bol oksijenli serin havasından, İstanbul’un boğucu nemli ortamına uyum sağlamaya çalıştığım şu günlerde, insan neredeyse 24 saat denizin içerisinde kalmak istiyor. Kendimi bildim bileli denizin o iyot kokusu, bambaşka dünyalara götürmüştür beni.  Küçükken çok sevmeme rağmen kimi zaman deniz sevgisi  futboldan önce geliyordu benim için. Okula gitmek yerine kendimi çok atmışımdır İstanbul sahillerine. Kimi zaman Büyükada plajlarından, kimi zaman da Kabataş iskelesinden dalardım denizin maviliklerine.

23 Temmuz 2012 Pazartesi

"Takoz Recep’in orta sahadan attığı golü hangi istatistikle anlatırsınız"


SERDAR SARIDAĞ
Bugün Avusturya’da tam tamına 19 günü geride bıraktı Beşiktaş. Bad Kleinkirchheim’de ve Seeffeld’te dolu dolu 19 gün geçirdi siyah – beyazlı takım. Türkiye’de yaşadığı şehirde bir çok yeri bilmeyenler için ne garip geliyordur yukarıdaki kasaba isimleri. Avusturya’ya gide gele bizlere artık garip gelmiyor bu isimler. Sadece isimler değil buradaki insanların yaşam biçimleri, yerel kıyafetleri ve çevrenin ekolojik dengesi de bizlere garip gelmiyor artık. Bana burada garip gelen tek şey, bu sabahki göl kenarı yürüyüşümde gördüğüm lüks bir restoranın fiyatlarıydı. Kapıdaki menüye baktığımda sanırım Türkiye’de böylesine lüks göl kenarı bir restoranda burada verdiğin paranın iki üç katını öderdim diye düşündüm o an.  Buradaki mali sistem ile vergi alımı nasıl işliyor açıkçası çok merak ediyorum.

14 Temmuz 2012 Cumartesi

"Ersan Gülüm söylüyor: Everybody dance now


SERDAR SARIDAĞ
BBG evlerindeki yarışmalarda günler geçtikçe insanların nasıl kafayı yeme belirtileri gösterdiği ve sinir katsayısının zirvelerde gezindiğini hepimiz çok iyi biliriz. Türkiye’de gösterilen ilk bölümlerinde birbirlerini tanımayan insanların kapalı bir dünyada, birbirlerine ne kadar hoşgörü gösterebilecekleri açıkçası benim yarışmanın merak ettiğim bölümüydü.
Hoşgörünün zerresini bünyesinden geçiremeyen bir eşref-i mahlukatın bütün ömrü kendi kendisini yemesiyle geçer. Bu nedenle bu tür kamp niteliğindeki yarışmalardaki hoşgörüsüzlerin, TV ekranlarının başındaki ergenler tarafından örnek alınmaması için az dua etmemişimdir. Hoşgörü ve teselli gibi birbirlerini tamamlayan unsurları bünyemizde bulundurmak, en önemli insani özelliğimizdir. Doğuştan vardır kullanılması kişilere bağlıdır.

Beşiktaş’ın, Avrupa kampı da benim açımdan bir nevi yarı açık BBG evi gibi. Tabi ki biri onları gözetliyor ama bu biz gazeteciler değiliz. Onları gözetleyen Samet Aybaba ve ekibi. Biz sadece futbolcuların antrenman sahasındaki performanslarını görebiliyoruz. Kameralara oynamaların olmadığı ve hoşgörü ile tesellininin kol kola dans ettiği bir ortamda Veli’nin, kasığındaki ağrıları nedeniyle Fernandes’in yanına giderek onu teselli etmesi arkadaşlığın ne boyutta olduğunun en güzel örneği.

Mustafa Pektemek’in, karşılaşmayı yöneten kondisyonerlerden birine maçtan sonra isyan etmesi karşısında Manuel’in gelip Mustafa’ya kafasını tutarak sarılması da bu akşamki idmanın güzel görüntülerinden biriydi.
Evet kampta günler geçtikçe herkes biraz daha sinirli olabiliyor ama hoşgörü ve teselliyi bünyesinde bulunduran bir Beşiktaş’ta böyle şeyler hiç önemli değil tabi ki. Hele antrenman sonrasında kramponlarını temizleyen Ersan Gülüm’ün “Şişşşşt, şişşşşşt, sakin ol. Sinirlerine hakim ol” şarkısının ardından ortamı neşelendirmek için “Everybody dance now”u patlatması bu Cumartesi akşamı bizim bile kanımızı kaynattı şu soğuk Avusturya kasabasında.
İçimizi ısıtan sadece Ersan Gülüm’ün şarkıları değildi. Antrenmanda üç gol atan Mehmet Akyüz’ün performansı da Ersan Gülüm’ün kulağımızın pasını silen şankılarından sonra gözlerimize seyir zevki çektiren bir diğer güzel gelişmeydi. Hafız lakablı Mehmet Akyüz’ün üçüncü golünden sonra NTV’den Hakan Gündoğar “Çatala giden golü gördünüz mü hala çataldan çıkarmaya çalışıyorlar” şeklinde yorumu hiç de abartılı değildi.

Antrenmanı izleyen gurbetçilerin getirdiği ev böreklerini yiyerek seyrettiğimiz akşam idmanı yazlık sinemalarda seyredilen filmler tadındaydı. Küçükken olduğu gibi mahallemizde maç seyreder gibiydik sanki. Birazdan annem pencereden “Serdar gel eve artık yemek hazır” diye bağıracak gibi geldi bir an bana. O an Merctan Demirer, Mertcan Aktaş, Mehmet Akyüz, Oğuzhan Yakup ve Olcay Şahan’ı biraz daha seyredim de öyle giderim eve diye düşündüm.

Gecenin öne çıkan bu isimlerin yanı sıra Kadir Arı, Beraat Çetinkaya ve Necip Uysal da göz dolduran diğer isimlerdi.

Hafif sakatlıkları nedeniyle akşamki idmana katılmayan Veli, Muhammed ve Hasan’sız antrenmanda Samet Ayaba ile yardımcısı Recep Çetin’in sahayı ve oyuncuları göstererek fiskos diyalogları, hiç şüphesiz yeni sezonun taktik ve sistem temellerini oluşturan ilk ayak üstü toplantılarıydı. Her güzelim harekete “Bravo” çekerek oyuncusunu motive etmeye çalışan Aybaba ortada sıkışan topu sürekli kanatlara verilmesini istedi. “Oyunun yönünü değiştirin beyler” talimatı hiç düşmüyor dudaklarından. Topun oyunda durmasını istemiyor. Topun koşturulmasını istiyor. Hakemin düdüğü dışında duran top istemiyor. Halk arasındaki gibi “tık tık tık” bu kadar.

Günümüz futbolunda topun artık durmadığını çok iyi bilen Samet Aybaba’ın asıl sistemi bu olacak gibi.
Beni artık bu kampta kıran kırana geçen akşam idmanları kesmiyor. Bünye artık maç görmek istiyor doğal olarak. Eminim futbolcular da bu konuda benim gibi sabırsız ve heyecanlı. Hatta benden daha çok. Klagenfurt ile oynanacak olan ilk hazırlık maçında gençlerin performanısını ben buradan sizler BJK TV’den izleyebileceksiniz. Ben de elimden geldiği kadar twitter üzerinde sizlere çıplak gözle gördüklerimi aktaracağım.
Bu gecelik bu kadar.
Biri Bizi Gözetliyor sendromu yaşamadan kendimi odadan dışarı atmam lazım.

Yarın akşamki antrenmandan sonra görüşmek dileğiyle, herkese iyi geceler…

Serdar Sarıdağ ile Soru-Cevap

Milliyet Gazetesi'nden Serdar Sarıdağ epeydir ara verdiğimiz soru cevabın ilk konuğu oldu ve sizden gelen sorulara cevapladı...

12 Temmuz 2012 Perşembe

"Hızlı pas trafiğini yöneten trafik polisi Fernandes"


SERDAR SARIDAG
Kampa geldiğimiz günden beri İstanbul’dakiler ile ne zaman telefon görüşmesi yapsak “Çok şanslısınız burası nemden geçilmiyor” şeklinde bulunduğumuz yeri kıskandıklarını gösteriyorlar her seferinde. Evet şanslıyız şanslı olmasına ama bu şansımız iklimsel sebeplere bağlı değil. Şansımız akşamları bir dakika bile yerinde durmadan koşan gençlerden kurulu bir takımın idmanlarını seyretmekten geliyor.

10 Temmuz 2012 Salı

"Olcay ile Oğuzhan için gereken tek şey sabır"


SERDAR SARIDAĞ
Beşiktaş’ın kamp yaptığı yer İtalya sınırına yakın olması nedeniyle “İtalyan mısız?” diye sorulduğunda artık tuhaf tuhaf bakmıyorum buradaki Avusturyalılar’a. Onlara Türk olduğumu, Türkiye’den neden geldiğimi ve ne iş yaptığımı defalarca söylemekten bıktığım için bu işi tek kelimeyle özetlemenin yolunu buldum. O kelime ise Beşiktaş.

8 Temmuz 2012 Pazar

“Gençleri sakın abartma, başlamadan bitirmiş olursan“

 

SERDAR SARIDAĞ

Kampta sayılı günleri yavaş yavaş geride bırakırken, akşam idmanlarında çift kale maçları artık sabırsızlıkla bekler hale geldik. Hangi genç gözümüze batacak, hangisi gelecek adına Beşiktaş’a bir şeyler katabilecek bütün bu merakımızı gidermek için kendimizi idman sahasına attık.

7 Temmuz 2012 Cumartesi

Kampın göze çarpan gençleri


SERDAR SARIDAĞ
Avusturya kampında akşam idmanlarının açık olmasından dolayı bir gazeteci olarak mutlu değilim. Bir gazeteci olarak çok çok mutluyum. Görsel ve yazılı malzemenin en olgunlaşmış halini akşam idmanlarında almıyor desek yalan olur. Özellikle bu akşamki antrenmanda tek bir isim yazayım dedim ama mümkün değil. Muhammed’ten daha önce bahsetmiştim fakat bugünde bu yazının içindeki kahramanlardan biri olacak.

6 Temmuz 2012 Cuma

Peki hazır mı Muhammed?. Koca bir HAYIR!..

 

SERDAR SARIDAĞ
Saat sabahın altısında kalkmayalı çok zaman olmuştu. En son askerdeyken hissetmiştim sabahın bu saatlerinde görev için kalkmanın üzerimde yarattığı psikolojik travmayı. Ben neredeyim, kimim ben ve ne işim var burada semtomları içerisinde Bad Kleimkirchheim’in çam kokuları kalk borozanını çaldırmıştı zihnimde.  “Eh be Samet hoca” dedim sabah takım otelinin önünde gördüğümde kendisini. “Daha ne istiyorsun güne bu saatlerde başlarsan daha zinde olursun” dedi ama o vakit zindenin “Z”si bile geçmiyordu metabolizmamdan.  Bendeki bu aynı akibet uykusuzluktan günaydını bile güçlükle söyleyen futbolcularda da vardı.

16 Şubat 2012 Perşembe

Beşiktaş, geleceğe daha umut dolu kanat çırpabilir


Beşiktaş, Braga’dan 2-0 gibi avantaj dolu bir skorla Türkiye’ye dönerken, yanında sadece tur şansını değil daha değerli şeyleri getirdi. Dönüş uçağında başta Portekizli futbolcular olmak üzere takımdaki herkesin keyfine diyecek yoktu. Kahkahalar havalarda uçuşuyor futbolcular birbirleriyle şakalaşıyordu. Bir takım için en can alıcı noktalar goller ve puanlardan çok futbolcular arasındaki dostluk ve takım ruhu olmuştur. Braga zaferinden sonra takımın kalbine giden bu ana damarlardaki tıkanıklık Portekiz’deki galibiyetten sonra neredeyse tamamen açılmış sayılır.

14 Aralık 2011 Çarşamba

Bak sen şu Platini’ye!..


Hinoğlu hinmiş kendileri de haberimiz yokmuş!
Bir zamanlar Fransız orta sahasının beyni yılların 10 numarası.
Futbolun en güzel olduğu dönemlerin sembol isimlerindendi o Platini TRT ekranlarında.
Ne numaralar yapardı orta sahada ama artık o numaralarını yöneticilik vasfıyla yapıyor.
Neymiş 7-1’lik Zagrep – Lyon maçında kaleci gününde değilmiş.

14 Kasım 2011 Pazartesi

"Metin Milli bunlardan daha Milli"


Hırvatistan ile yine tarihi bir maça çıkacağız yarın…
Bu çocuklar dört atarak bütün basını, taraftarı, ve ülkeyi terse yatırabilir şimdiden söyleyeyim…
Benim açımdan isterse yarın 10 atsınlar fark etmez.
Maçı seyretmeyi bırakıp kalecisine küfür eden milli taraftara mı yanayım, topu unutup tribünlere küfür eden milli futbolculara mı yanayım anlamış değilim.
Ben ne zaman milli takımı düşünsem dişlerimi sıkmaktan başıma şiddetli ağrılar giriyor.
Milli takımın önündeki milli kelimesinin atılması için öneride bulunacağım.
Adı sadece takım olsun.
Çünkü kimsenin milli kelimesini bu kadar yıpratmaya hakkı yok.
Müzisyen Metin Milli bunlardan daha milli yemin ederim.
Ülkesi için şehit olan bir asker benim için milli bir değerdir. Dünya Matematik Oyunları’nda Türkiye adına yarışan kişi benim için milli bir değerdir.
Ama milyonlarca dolar prim için oynayan futbolcunun millilikle hiçbir ilgisi  yoktur.
Eğer işin içerisinde yüksek miktarda para varsa o iş, duygusallığa yer olmayan kurumsal ve profesyonel bir yapıdır. Oranın muhasebesi , insan kaynakları, servisi, yemeği harcırahı cart curtu vardır.
Şirkettir o yapı.
O şirket yapısının içerisinde olan herkes de profesyonel elemanlardır. Milli falan değildir.
İki gol atarlar basın bu sana g…. derler.
İki gol atarlar i… basın bunu da yazın derler.
Basın bizi halkla karşı karşıya getirmeye çalışıyor falan filan.
Ucuz arabesk sanatçısı numaraları..
Altlarından lüks arabalar eksik olmuyor.
Gerçekten de çok yakınlar halka…

Serdar SARIDAĞ
http://twitter.com/serdarsaridag





12 Kasım 2011 Cumartesi

Guti Lucescu'nun elinde olsaydı?

Guti Hernandez…
Bana göre Beşiktaş’ın transfer ettiği en kariyerli futbolcu …
Bu akşam yönetimle yapacağı görüşmenin ardından belki de ipleri tamamen koparacak.
Hiç şüphesiz Guti transferi hem vizyon hem de futbol açısından Beşiktaş’a çok yararlı olmuş bir transferdir.

Onunla aynı sahada idman yapma şansına sahip olan genç Kartal’lar, onun hem tecrübelerinden yararlanacak hem de yaptığı hatalardan ders çıkarabileceklerdir. Tabi, ileride iyi ve kariyerli futbolcu olmak istiyorlarsa.

Fenerbahçe’nin kaptanı Alex’in, Guti için söyledikleri bana göre çok doğru.
Bir futbolcu olarak İstanbul’da ayakta kalmak gerçekten çok zordur.
Guti maalesef ayakta kalamayanlar güruhu içerisinde yer aldı. Hemen hemen her gün yaşadığı düzensiz hayatı nedeniyle hem teknik heyet hem de yönetim tarafından üstü kapalı bir şekilde kadro dışı bırakıldı.
Ligin ilk haftalarında Guti gibi adam oynatılmaz mı baskılarını yok etmek isteyen Carvalhal ise İspanyol’a asıl darbeyi Kayserispor maçında onu oynatarak vurdu.  Maçın sonlarına doğru haftalardır maç oynamayan Guti’yi çıkartarak “Alın işte sizin Guti dediğiniz bu” diyerek adeta taraftara yuhalattırdı.

Hoca ve yönetim kesinlikle haklı. Ama hatırlanacağı gibi Beşiktaş’a gelen bitik Sergen’i, Lucescu nasıl yeniden ayağa kaldırmıştı. Sergen’in de yer aldığı o kadro 100. yılda tarih yazmıştı.

Carlos Carvalhal ile arasındaki iktidar sorununu ya da buraların kralı benim problemini aşamayan Guti, geçtiğimiz günlerde de gece yaşamı nedeniyle sabah idmanını da kaçırınca hem teknik heyete hem de yönetimin eline büyük bir koz vermiş oldu.
Evet Guti çok büyük bir oyuncu ve hala da öyle.
Teknik adam veya yönetim olarak kazanabilirsen ne ala. Hatta sezon sonunda sözleşmesini bir sene daha bile uzatabilirsin. Yeter ki Guti’nin içindeki sönmüş yanardağı yeniden faaliyete geçirebilsinler.

SERDAR SARIDAĞ
https://twitter.com/serdarsaridag

10 Kasım 2011 Perşembe

Carvalhal ne yapacağını şaşırdı!

Yabancı teknik adamlar için Türkiye’de çalışmak gerçekten çok zor olmalı.
Aslında sadece yabancılar için değil, Türkiye’de çalışan yerli ve yabancı teknik adamların işi çok zor olmalı diye değiştirebiliriz giriş cümlemizi…
Konumuz Beşiktaş Teknik Sorumlusu Carlos Carvalhal olduğu için yabancı teknik adamlarla başlayalım istedik.

24 Ekim 2011 Pazartesi

15 Eylül 2011 Perşembe

'Beşiktaş'ı hocanın taktiği değil taraftarın coşkusu kazandırır'


Milliyet Gazetesi Beşiktaş Muhabiri Serdar Sarıdağ  Kartal'ın Maccabi Tel Aviv maçı öncesi son durumu hakkında sorularımızı yanıtladı...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...