Reklam

Twitter

 

Elazığspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Elazığspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Aralık 2012 Cumartesi

Yılmaz Hocam sana toptan uzak dur diyorlar...


Yılmaz Vural futbol dünyamızın en renkli ismi. Bu renkli kişiliği ile ünü sadece Türkiye ile sınırlı değil. Dün oynanan Elazığspor-Mersin İdmanyurdu maçında yaşadığı görüntüler ile Avrupa sitelerine konuk olmuş. Taça çıkan topu tekrar saha içine göndermek için verdiği mücadele için en ilginç yorumu balls.ie sitesi yapmış. Site hocamıza "Sadece topüan uzak dur" diye tavsiyede bulunmuş...

27 Kasım 2012 Salı

Avrupa'da haftanın futbolcusu Melo...

Her salı günü klasiğimiz haline gelen İtalyan La Gazetta dello Sport'un haftanın karmasından haberler vermeye devam edelim. Bizim futbolcularımızın bu aralar maşallahı var. Her hafta mutlaka bir oyuncumuzun yer aldığı karmada bu sefer İtalyan'larında yakından tanıdığı isim Felipe Melo var. Brezilya'lı oyuncunun diğer oyuncularımızdan farkı haftanın oyuncusu olması. 10 üzerinden 9 alan oyuncu için "Duvar" tabiri kullanılmış. Gazete Muslera'nın kırmızı kart ile oyun dışında kalmasının ardından eldivenleri alarak güzel bir kurtarış yapan pitbull'u eşsiz olduğunu yazmış.

24 Kasım 2012 Cumartesi

VİDEO: Pitbull değil panter!


Bu akşam oynanan Elazığspor-Galatasaray maçında en çok konuşalan isim kuşkusuz Melo oldu. Brazilya'lı oyuncu Muslera'nın kırmızı kart görmesi sonucu kullanılan penaltı için eldivenleri Melo devraldı. 89 dakikada topun başına geçen Göksü Türkdoğan'ın kullandığı vuruşu Melo kurtarırak takımına 3 puanı kazandıran isim oldu. Melo kurtarışın hemen ardından klasik pitbull sevincini yapmayı ihmal etmedi...

20 Eylül 2012 Perşembe

"Beşiktaş taraftarıda takımın bir parçası olmak zorunda"

SERDAR SARIDAĞ

Türk insanının en karakteristik özelliklerinden biri sevgisini ve öfkesini gereğinden fazla abartarak göstermesidir. İsveçli bir arkadaşım zamanında bana 'Tipik bir Türk'ün yaşayabileceği en son ülke İsveç'tir. Çünkü Türkler çok sıcakkanlı, çok öfkeli ve aynı zamanda çok da plansız ve programsız yaşar. Ama İsveçliler hem soğuk hem sakin hem de çok kuralcıdır" demişti.

İsveçli arkadaşım çok haklı. Bizler trafikte, stadyumlarda, çarşıda ve pazarda sürekli telaş halinde ve sürekli agresif bir yapı içerisindeyiz. Şu an bu yazıyı yazdığım toplu ulaşım aracında bile insanlar birbirleriyle bağıra çağıra konuşuyor. Türkçe bilmeyen birisi görse alacak verecek tartışması sanar ama arkadaşça sohbet ediyorlar. Bu ülkenin milli takım kaptanı attığı gole sevinirken neredeyse takım arkadaşlarıyla bile kavga edecekti. Tabi ki onun içinde o an kopan fırtınaları çok iyi biliyorum. Onu çok iyi anlıyorum çünkü bende Türküm.

Bir başka örnek ise Beşiktaş'ın galip geldiği bir maçta rakip takımının hocasının kafasının yarılması!...
İnanılacak gibi değil... 3-0 galip gelinen bir gecede aşırı sevincin getirdiği duygu karışıklığından mı bilemem ama Bülent hocanın kafası yarılıyor. Rakip takımın futbolcuları kendi evlerindeki maçta, Beşiktaş taraftarının hocalarının kafasını yardıklarını ya unutmazlarsa. Belki de bu durum bir dahaki maç için onlara ekstra motivasyon sağlayacaktır.

Beşiktaş'ın dolu dizgin gittiği bu günlerde saha içindeki futbolcular kenetlenerek bir takım oluyorsa artık taraftarda o takımın bir parçası olmak zorunda. Seyirci her zaman oyunun bir parçası olmuştur ve olmaya devam edecektir. Bu oyunda herkes üstüne düşen görevi yerine getirmek zorunda. Sevinçler abartılmadan tepkiler ölçülü olmak zorunda. Ayaklar yere basmalı.

Tabi ki bir kişinin attığı yabancı cisimden dolayı tüm tribünleri suçlamıyoruz. Aksine Beşiktaş tribünleri sezona sağduyulu başladı. Quaresma'yı takımın üzerinde görmedi. Sadece o değil Samet Aybaba, Metin - Ali - Feyyaz, Sebalar hatta ve hatta Şeref Beyler bile bu armanın üzerinde olmadılar. Beşiktaş taraftarı da bunun çok iyi bilincinde olduğu için tribün gündemlerinden Quaresma'yı bir anda sildiler. Ortak amaç Beşiktaş'ın başarısı anlayışı tamamen hakim durumda. Doğrusu da bu zaten.

Öfkemizi ve sevinçlerimizi kontrol altında tuttuğumuz zaman sadece futbol değil yaşamın tüm alanlarında başarı ve mutluluk kendiliğinden gelir. Ben yıllardır Sergen Yalçın'a özenirim. Yanlış anlamayın futboluna değil soğukkanlılığına hayranım.  Chelsea gibi takıma İngiltere'nin göbeğinde iki gol atmışssın sevince bak. Ne gam ne tasa. Yemin ederim Gallapagos kaplumbağaları gibi dünya umurunda değil. Ne sevincini ne de öfkesini abartıyor. Budur işte ölçü.

4 Eylül 2012 Salı

GÜNÜN HABERİ: Bilica 8 yaşındaki kızı sayesinde transfer olmuş…


Fenerbahçe'nin sezon sonunda yollarını ayırdığı Brezilya'lı defans oyuncusu Fabio Bilica'nın Elazığspor'a transfer oluşunun arkasından ilginç bir hikaye çıktı. Bu iddia ise ülkemiz basınından değil İtalyan medyasından gelmiş. La Gazetta dello Sport'un haftalık eki Extra Time'da yer alan habere göre Bilica'nın transferini gerçekleştiren kişi 8 yaşındaki kızı Caroline. Haberde yer alan detaylara göre Elazığsporlu yetkililer Bilica'yı telefonundan arar ama Portekizce dışında bir dil bilmeyen oyuncunun yardımına 8 yaşındaki Türkçe bilen kızı yetişir. Caroline babası ile Elazığsporlu yetkililer arasında tercümanlık görevi yaparak tüm detayların konuşulmasına yardımcı olmuş ve transferin gerçekleşmesini sağlamış. Bugüne kadar babaydı kardeşti pek çok menajer gördük ama 8 yaşındaki Caroline eğer gerçekten doğru bir haber ise bir ilke imza atarak çocuk yaşta transfer bitiren aile bireyi olarak tarihe geçmiş oldu.

6 Mayıs 2012 Pazar

FOTO: Elazığspor Süper Lig'de


Bugün Bank Asya'da alınan sonuçlardan sonra Elazığspor Süper Lig'e tekrar çıkmayı garantiledi. Şehir Bucaspor maçının ardından sahada coşkuyu böyle yaşamış...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...