SERDAR SARIDAĞ
Türk insanının en karakteristik özelliklerinden biri sevgisini ve öfkesini gereğinden fazla abartarak göstermesidir. İsveçli bir arkadaşım zamanında bana 'Tipik bir Türk'ün yaşayabileceği en son ülke İsveç'tir. Çünkü Türkler çok sıcakkanlı, çok öfkeli ve aynı zamanda çok da plansız ve programsız yaşar. Ama İsveçliler hem soğuk hem sakin hem de çok kuralcıdır" demişti.
İsveçli arkadaşım çok haklı. Bizler trafikte, stadyumlarda, çarşıda ve pazarda sürekli telaş halinde ve sürekli agresif bir yapı içerisindeyiz. Şu an bu yazıyı yazdığım toplu ulaşım aracında bile insanlar birbirleriyle bağıra çağıra konuşuyor. Türkçe bilmeyen birisi görse alacak verecek tartışması sanar ama arkadaşça sohbet ediyorlar. Bu ülkenin milli takım kaptanı attığı gole sevinirken neredeyse takım arkadaşlarıyla bile kavga edecekti. Tabi ki onun içinde o an kopan fırtınaları çok iyi biliyorum. Onu çok iyi anlıyorum çünkü bende Türküm.
Bir başka örnek ise Beşiktaş'ın galip geldiği bir maçta rakip takımının hocasının kafasının yarılması!...
İnanılacak gibi değil... 3-0 galip gelinen bir gecede aşırı sevincin getirdiği duygu karışıklığından mı bilemem ama Bülent hocanın kafası yarılıyor. Rakip takımın futbolcuları kendi evlerindeki maçta, Beşiktaş taraftarının hocalarının kafasını yardıklarını ya unutmazlarsa. Belki de bu durum bir dahaki maç için onlara ekstra motivasyon sağlayacaktır.
Beşiktaş'ın dolu dizgin gittiği bu günlerde saha içindeki futbolcular kenetlenerek bir takım oluyorsa artık taraftarda o takımın bir parçası olmak zorunda. Seyirci her zaman oyunun bir parçası olmuştur ve olmaya devam edecektir. Bu oyunda herkes üstüne düşen görevi yerine getirmek zorunda. Sevinçler abartılmadan tepkiler ölçülü olmak zorunda. Ayaklar yere basmalı.
Tabi ki bir kişinin attığı yabancı cisimden dolayı tüm tribünleri suçlamıyoruz. Aksine Beşiktaş tribünleri sezona sağduyulu başladı. Quaresma'yı takımın üzerinde görmedi. Sadece o değil Samet Aybaba, Metin - Ali - Feyyaz, Sebalar hatta ve hatta Şeref Beyler bile bu armanın üzerinde olmadılar. Beşiktaş taraftarı da bunun çok iyi bilincinde olduğu için tribün gündemlerinden Quaresma'yı bir anda sildiler. Ortak amaç Beşiktaş'ın başarısı anlayışı tamamen hakim durumda. Doğrusu da bu zaten.
Öfkemizi ve sevinçlerimizi kontrol altında tuttuğumuz zaman sadece futbol değil yaşamın tüm alanlarında başarı ve mutluluk kendiliğinden gelir. Ben yıllardır Sergen Yalçın'a özenirim. Yanlış anlamayın futboluna değil soğukkanlılığına hayranım. Chelsea gibi takıma İngiltere'nin göbeğinde iki gol atmışssın sevince bak. Ne gam ne tasa. Yemin ederim Gallapagos kaplumbağaları gibi dünya umurunda değil. Ne sevincini ne de öfkesini abartıyor. Budur işte ölçü.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder