Reklam

Twitter

 

Aykut Kocaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aykut Kocaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Aralık 2012 Salı

Alex De Souza bir Sergio Ramos değil...


İki fotoğrafın bana yazdırdıkları...

 
Sergio Ramos'un kitap tanıtımı...
Real Madrid'in defans oyuncusu kitabı olan futbolcular kervanına katılmış. Kitabı için düzünlenen basın toplantısında yanında Real Madrid Başkanı Florentino Perez ile takım arkadaşları Cristiano Ronaldo, Pepe, Mesut Özil, Sami Khedira, Iker Casillas ve Morata yalnız bırakmamış. Bu isimler arasında özellikle dikkat çeken Ronaldo...


 
Alex'in heykel açılışı...
Alex de Souza tam 8 yıl Fenerbahçe formasını giydi. Taraftar o kadar çok sevdi ki yaşarken heykeleni dikti. Kadıköy'de Yoğurtçu Parkı'nda dikilen heykelin açılışına ne kaptanı olduğu takım arkadaşları ne de başkanı. Kimse bu önemli açılışa gelmemişti ya da gelmek istemişlerdi ama gelecekleri için oraya adım atamamışlardı... Tek bir kişi geldi o da takımda en büyük sorunları yaşadığı Aykut Kocaman...

Belli mi olur belki kitap tanıtımına gelirler...

30 Ağustos 2012 Perşembe

Futbol denen oyunda hep 'taraftar' üzülür

Ahmet Selim KUL
Dünkü maç yine ağır sonuçlar doğurdu Fenerbahçe için. Bu tür final maçlarını son yıllarda oynayamayan Fenerbahçe, dün 2010'daki Trabzon maçının benzerini yaşattı. İlk yarı silik olmasına rağmen ikinci yarı turu geçme pozisyonlarını buldu Fenerbahçe ama bu sefer karşısına 35'lik kaleci çıktı. Şimdi dünkü maçı değerlendirelim. O kadar çok karmaşık konu var ki en iyisi madde madde gitmek.

1- Kadıköy'de atmosfer yine harika. Tribünler dolu. Coşkulu ve takımı desteklemeye hazır bir kitle var (Müşteriler hariç). Ama ilk kritik hata malesef maçı kazandıracak tribünlerden geldi: “Aykut-Alex el ele hep beraber tribüne”, “Aykut Alex', tribüne getir”, “Başkan anons yapsana, Aykut, Alex'i tribüne yollasana”... Bu konuya taraftarın katılması, hele böyle bir maçtan önce katılması turu Rusya'ya gönderen ilk hataydı bana göre. Aykut ve Alex'i bir kere aynı kefeye koymak herkes motivasyonunu bozar. Biri teknik direktör, biri oyuncu...

2- Fenerbahçe genç kalecisi Mert'in hatasıyla çok erken bir gol yedi. Bu futbolun içinde olan bir şey. Ama Şampiyonlar Ligi'ne kalmayı hedefleyen bir takım bu golün şokunu 40 dakikada at-la-ta-maz! Evet Fenerbahçe ikinci yarı oldukça iyi bir baskı kurdu. Ama bu baskı en geç 30. dakikada başlamalıydı.

3- Çıkan 11'de bir sıkıntı görmüyorum. Evet Cristian, Selçuk'un yerine oynayabilirdi ama tabi ki skor ve günlük seyirciler Fenerbahçe kaptanının Gaziantepspor maçının yıldızı olduğunu çoktan unutmuştu.

4-Selçuk'un ıslıklanması açıklanamayacak bir skandaldır. Sorumlusu ise “müşteri” profilli taraftar oluşturan yöneticilerdir. Şunu unutmasın kimse; herhangi bir futbolcunun ıslıklandığı hiçbir maçı o takım kazanamaz. Dün de kazanamadı. Bahsettiğim müşteri profilli taraftarlar maç sonucu ne olursa olsun maçı 5 dakika önce terk eden taraftarlar oluyor aynı zamanda. Yani ruhsuz, inançsız ve içindeki futbol sevgisi bitmiş taraftarlar. Galibiyet, kupa varsa varız, yoksa yokuz.

5- Bu sanırım en önemli madde. Bunu okuyanlar beni Alex düşmanlığıyla suçlayacaklar muhtemelen. Bu konuda kendimi açıklama zorunluluğu hissetmiyorum. Alex'e olan sevgimi, bilgisayarımda Felipe'nin fotoğraf albümünün olduğunu, formanın arkasına yazdırabileceğim tek isim olarak hep Alex'i düşündüğümü anlatmam değiştirmez tabi bu söylemleri.

Tarih 14 Şubat 2007... Fenerbahçe'nin 100. yılı... Günlerden sevgililer günü... Avrupa arenasında UEFA Kupası'nda 3. tur maçı. Çeyrek finale bir adım kalmış... Fenerbahçe'nin başında Zico var. Alex o dönemler formsuzluğu sebebiyle eleştiriliyor. AZ Alkmaar maçında Migros tribünündeyim. Maç başında çıkan kavga sebebiyle en tepesine çıkmışım. 17 yaşındaki bir gencin tuttuğu takımın her şeyi olarak gösterilen, müthiş gollerin, kurtarılan maçların kahramanı Alex sahada adeta trip atarcasına yürüyor. Ve 17 yaşındaki bir çocuğun gözündeki bu kahraman bir korner pozisyonunda tribünlerden homurdanma geldiği için kornere gitmiyor. Uğur Boral'ı gönderiyor. Daha sonra bu sorun bir şekilde hallediliyor.

Alex her geçen gün daha büyük bir kahraman oluyor. Ve dün... Alex'in bu sefer teknik direktör Aykut Kocaman ile sorunları var. 2 maç kesik yiyor. Twitter olayının başını çektiği birçok şey yaşanıyor. Daha sonra takım iyice oyunu rakip sahaya yıkmışken oyuna Alex giriyor. Girdiğinde korner oluyor, kornere gitmiyor. Önce Gökhan geliyor, inceden tersliyor. Sonra 2 arkadaşı daha geliyor. Elinden kolundan çekiyorlar zorla gönderiyorlar. Alex gene trip atıyor. İlk kornerde top direkten dönüyor. İkincisinde gol oluyor. Bir de istese daha neler yapabilirdi siz düşünün. Ya da ben söyleyeyim. Son pozisyonda o topu bin kere gol yapardı Alex, anlamsız bir şekilde yere düşen Sow'a o pası vermeseydi...

Sonuç olarak Fenerbahçe yoluna Avrupa Ligi'nde devam edecek. Ama sorun sayısı çok arttı. En büyük rakibinize giden milyon Eurolar, 3A problemi (Aziz Yıldırım, Aykut Kocaman, Alex de Souza), Selçuk, diğer oyunculara bu olayların yansıması, orta saha ve sol bek eksikliği, taraftarın anlamsız tepkileri vs. vs. Bu sezon da elden uçtu gibi ama ben son noktayı yine gerçek taraftar açısından değerlendirerek koyacağım:

Yöneticiler 'müşteri' profili oluşturur, 'taraftar' üzülür. Sonra o müşteri profili futbolcu yuhalar, yine 'taraftar' üzülür.

Yöneticine saldırı olur, 'taraftar' üzülür, sonra yönetici taraftara saldırır yine 'taraftar' üzülür

Efsaneler karşı karşıya gelir 'taraftar' üzülür, sonra efsaneler küser yine 'taraftar' üzülür

Futbolcu ıslıklanır 'taraftar' üzülür, sonra futbolcu taraftara laf eder yine 'taraftar' üzülür

Özetle anladım ki bu futbol denen oyunda hep 'taraftar' üzülür

27 Ağustos 2012 Pazartesi

"Alex de Souza ve Aykut Kocaman bu taraftardan özür dilemeli"



Ahmet Selim KUL

Geçmişi 2 yıl öncesine dayanan Aykut Kocaman-Alex de Souza “gerginliği” birkaç gün önce yine patlak vermişti. Teknik Direktör, takımın kaptanını, Fenerbahçelilerin 3 Temmuz'dan sonra farklı anlamlar yükleyerek baktığı Şampiyonlar Ligi Play Off turu ilk maçında yedek bırakmış ve kıyamet yeniden kopmuştu. Fenerbahçeliler her ne kadar “bu duruma isyan etse de”, kendilerine göre Türkiye'nin en büyük kulübünde Türkiye'nin en iyi yabancı oyuncusuyla, kulübün efsane isimlerinden biri olan teknik direktörün arasında böyle bir olay yaşanmasının medyada bu kadar yer bulması ve irdelenmesi oldukça doğal bir durum. Yani demek istediğim şudur ki medya bu olayı her açıdan zaten anlattı. Ben nacizane olayı medyanın hiç bakmadığı “taraftar açısından” yorumlamaya çalışacağım.

Geçmişte yaşananları ve bakış açısını çok bilemem ama son bir yılda Fenerbahçe'nin tarihinde bir sınıflandırmaya gidildiğinde, geçtiğimiz yıl Lefter-Aykut-Alex üçlemesi ortaya çıktı. Fenerbahçe'nin en simge 3 ismi olarak ön plana çıkan bu futbolun ve Fenerbahçe'nin güzel resimleri gencinden yaşlısına tüm Sarı-Lacivertli taraftarlar tarafından kabul gördü. Fakat ortada yolunda gitmeyen bir şeyler vardı...


Taraftarlık, gerçek taraftarlık, maddiyattan çok uzak ve yoğun bir şekilde duygusallık üzerine kurulmuş bir şeydir bana göre. Taraftarlık denen olguda kimse üzüntüsünden ölmez ama karakterine kadar işler çok sevdiği takımının ona yaşattıkları. Tribünde söylenen tezehüratlardan, pankartlarda yazan sözlere kadar kendini hissettirir bir taraftarın kültürü. Bu çerçeveden baktığımızda tutku ve bağlılık açısından çok iyi bir imajı olan Fenerbahçe taraftarı ne yazıkki bu yaşadıklarını hiç ama hiç haketmiyor. Zaten geçtiğimiz yıl Lefter'i kaybederek büyük bir duygusal çöküntü yaşadı bu taraftar. Bunun ertesinde son 10 yılda 3 kere son dakikada şampiyonluk kaçırmış, 3 Temmuz'u yaşamış bu vefalı gruba iki efsanesinin öyle ya da böyle bu olayı yaşatması başlı başına özür dilenmesi gereken bir durumdur. “Alex mi haklıymış, Aykut Hoca doğru mu yapmış, tweet yanlış mı olmuş, Aykut Hoca konuşmalı mıymış” bunların hiçbirinin önemi yok. Tanıdığım bir çok gerçek taraftarın abisi, babası gibi sevdiği bu adamlar ne yapıp edip sadece bu güzel topluluğu mutlu etmek için anılmalıydı. Yukarıda bahsettiğim 10 yılda yaşadıklarının ardından Fenerbahçe taraftarı sadece mutlu edilmeyi hakediyordu.

Olan oldu... Başkan yine kimine göre doğru, kimine göre yanlış ama kendi tarzıyla olaya müdahalesiyle şimdilik yatışmış gözüküyor. Yönetimler Türkiye'de her zaman taraftardan uzak olmuştur, empatiden yoksun olmuştur. Bu teknik ekip ve futbolculara da yansımıştır. Bu olay çözüldü mü, sonu nasıl bitecek bilinmez. Ama iki taraftar, Aykut Hoca ve Alexle bir odada oturup onları ne kadar çok sevdiklerini anlatsa bu olay bir daha yaşanmamak üzere kapanırdı. Çünkü bu sorun konuşarak değil, sevilerek aşılır. Fenerbahçe taraftarlarından başarıdan çok renklere tutkulu olanları bu iki ismi de fazlasıyla seviyor...

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Alex kıskançlık mesajını niye sildi?


Bugünün en flaş gelişmesi Fenerbahçe'li Alex de Souza'nın twitter üzerinden yazıştığı Brezilya'lı ünlü samba şarkıcısı ve dansçısı Rienaldo ile yazışmaları oldu. Reinaldo'nun neden oynamadığıyla ilgili sorusuna "Bir gün sana anlatırım. Tek kelimeyle kıskançlık. Neden beni yedeğe çekti anlamadım. Zamanla hikayenin tamamını sana anlatırım" diye yanıt verdi.


Bu mesajın ardından Alex de Souza verdiği yanıtı twitter üzerinden sildi. Gazetelerde bu haberin yer almasının ardından Brezilya'lı oyuncu yine twitter üzerinden durumla ilgili yorumlar yaptı. Alex "Hocanın kararlarına hep saygılıyım ve hiç sorgulamadım. Herşeyden önemli olan Kulüp ve hedefleridir." yazdı. Yıldız oyuncu ayrıca "Ve lütfen Portekizce yazdıklarımı tercüme etmeye çalışıp, kelimelerin gerçek anlamlarını yitirmesine izin vermeyin. Teşekkür ederim." diyerek genel bir ricada bulundu.

Bu sözlerin ardından eğer sözler çarpıtıldı ya da hatalı çeviri yapıldıysa mesaj niye silindi soruları akıllara geldi.

28 Ekim 2011 Cuma

Bernd Schuster de keşke tribünde olup bu lezzetli futbol şölenini seyretseydi

Sadece bu sezon değil çok zamandır Türkiye’deki futbolseverler kaliteli ve yüksek tempolu maçlar izlemiyordu. Ta ki dün akşamki derbiye kadar. Hem Fenerbahçe’yi hem de Beşiktaş’ı yürekten kutluyorum bu değeri paha biçilmez derbi için. Türkiye’de, 60’lı yılların futbolu oynanıyor diyen Bernd Schuster de keşke tribünde olup bu lezzetli futbol şölenini seyretseydi.

4 Ekim 2011 Salı

Aykut Kocaman, Parreira'yı geçti


Geçen sezonun başında beri Fenerbahçe’nin başında olan Aykut Kocaman 39 maçlık görev süresi içinde 30 galibiyet 5 beraberlik 4 yenilgi alarak Fenerbahçe tarihine geçti. Aykut Kocaman 39 maçta 30 galibiyet ile %76,9 kazanma oranı yakalayarak daha önce  1995-96 sezonunda takımı şampiyon yapan ve 34 maçta 26 galibiyet ile %76,4 kazanma oranı yakalayan Carlos Alberto Parreira’yı geride bıraktı. Aykut kocaman bu istatislerler kulüp tarihinin kazanma yüzdesi bakımından en başarılı teknik adamı oldu.

26 Ağustos 2011 Cuma

'Durumdan yararlanmaya çalışan kulüpler var'


Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman,  Emre Belözoğlu ve Volkan Demirel'in bugün düzenlediği basın toplantısından satır başlarını toparladık
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...