Ahmet Selim KUL
Galatasaray'ın 2000'de UEFA Kupası'nı almasıyla Türk futboluna “Avrupa'da başarı” diye yeni bir kavram girdi. Şampiyonluğu hedeflemenin yanı sıra geride bıraktığımız 12 yılda sürekli “Avrupa'da başarılı olmak istiyoruz” söylemleri gelmeye başladı değerli kulüp başkanları ve yöneticilerinden. “Bu sezon Şampiyonlar Ligi'ni alacağız” demenin haddini aşmak olacağı için başına bir “önümüzdeki x yıl içinde” bahanesi eklendi. Fakat eğer kulvar Avrupa'nın 2. kupasıysa takımın yöneticisi sanki yıllardır bunun için yatırım yapıyormuş gibi, tüm uzun vadeli hedefleri buna çıkıyormuş gibi “Hedefimiz tabii ki kupayı kazanmak” gibi trajikomik bir hedef koydu hep ortaya. Buradan bile ne kadar altyapısız bir söylem olduğunu anlamak güç olmasa gerek.
Şimdi diyebilirsiniz tabi “Atıyorsun tutuyorsun da, taraftarın beklentisi bu. Bunu demek zorundalar. Ne desinler? Çok biliyorsan sen söyle” diye. Aslında taraftarın beklentisi bu değil. Tam tersine taraftarı bu beklentiye sokan maalesef sezon başı bol keseden atıp, cümbüş yaratıp, arkasına sahte bir rüzgar almayı seven yöneticiler. Türkiye'de şu anda tuttuğu takım farketmeksizin kime sorarsan sor herkes bir Porto, bir Lyon, bir Ajax, bir Atletico Madrid, bir Dinamo Kiev (Örnekler artırılabilir) yani Şampiyonlar Ligi 2. torba seviyesinde olabilmek için can atar. Burada geldiğim nokta şu ki Türkiye'de hiçbir taraftarın Real Madrid, Barcelona, Manchesterlar, Milan gibi 1. torba seviyesinde olmada gözleri yok. Çünkü futbolun en sevilen spor olduğu ülkemizde ciddi bir kitle işlerin nasıl yürüdüğünün farkında. Türkiye'nin standartları, sağladığı şartlar da rahatlıkla 2. torba seviyesinde takım yaratabilmek için yeterli.
Velhasıl kelam ülkemizin temsilcilerinin Avrupa'daki puan durumlarına bakalım. Bugünkü güncel duruma baktığımızda Galatasaray 34 bin 800 puanla 57. sırada. Onu 59. sıradaki 33 bin 300 puanlı Beşiktaş izliyor. Fenerbahçe ise 2007-2008 sezonundaki puanlarını bu sene kaybettiği için 24 bin 800 puanla 71. sırada. İlk 100'e bir de Trabzonspor girebilmiş: 19 bin 800 puanla 84. sırada. Görüldüğü gibi yerlerde sürünen bir tablo var ortada. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin bu yıl olası puansızlıkları onları 4. torbaya itecek. Her yıl başında renkler değişmek kaydıyla kupaların süslediği manşetlerden sezon sonuna kalan işte bu tablo.
Neyse fazla da yerin dibine sokmaya gerek yok. Gelelim çözüm yoluna. Hedef koymak demek illa en tepeyi amaçlamak demek değildir. Türk takımlarının koyması gereken öncelikli hedef Avrupa'da olabildiğince çok maç yapmak olmalıdır. Ülkemizde “Kupayı alacağız” demeyince hedefsizlikle suçlanılsa da doğru olandan vazgeçmemek gerekiyor. Eğer bir gün bir başkan çıkıpta “Hedefimiz 5 yıl içinde takımımızın puanını 75 bine taşımak” derse ve bu başkan benim tuttuğum takımın başkanı olursa çok sevineceğim. Eğer rakip takımın başkanıysa da ciddi bir korku salacak beni. Aslında şimdi durdum düşündümde... Türk futbolu çok geride diyoruz ya bazen. Bakıyorum da daha hedef koymayı bile bilmiyor yöneticilerimiz. Neyse 1-2 yıldız gelsin de şenlenelim biz yine...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder